15 Şubat 2011 Salı

Kalmıyor Babane,Kokun bile gidiyor...

Her seferinde kokun biraz daha eksiliyor.

Sen biraz daha çekiliyorsun.

Bir yerlerden eli ayağı çekildikçe insanın, izleride silinir ya..

Onun gibi işte...

Her gidişimde o boşluk duygusu artıyor.

Salon mesela...

Giriyorsun.

Kocaman bir boşluk.

En ufak bir dağınıklık yok.

Koltuklardan birinin köşesine öylesine bırakılmış bir başörtü yok.

Sehpanın üzerinde çeşit,çeşit boy boy ilaç kutuları yok.

Evin herköşesine serilmiş havluların da yok.

Banyoya giriyorum.

Havlun yok. ve hatta bu sefer kokun tamamen kaybolmuştu banyodan.

Bugün ilk defa o anda içim sızladı. Demek dedim ölmek yetmiyor. Ölüyorsun da yine bitmiyor. Zaman temizliğini yapmaya devam ediyor.

Ama sana iyi bir haberim var. El sabunu hala aynı. Her elimi yıkadığımda sana geldiğimi hissettiren o koku kaplıyor tenimi....

Bir de şu gizlice evi dolaşıp senden bir parça arama telaşı yok mu:(

Bak hala en çok o canımı yakıyor.

Evinize her girdiğimde, hala varolan bir sürü koku burnuma koşup beni esir alıyorlar. Yılların getirdiği alışkanlıklar ,koşulsuzca beynimde canlanmaya başlıyor. Sorgulamadan içeri girip seni bulmak istiyorum. Haliyle ruh halim allak bullak oluyor. Ve bunu dedeme belli etmeden, hiç birşey yokmuş , üstelik oldukça mutluymuşuz gibi davranmak gerekiyor. Zor zanaat azizim...

Üstelik Senin hep oturduğun koltuktaki leopar desenli örtü yokmu...
İnsanın ciğerine bıçaklar batırıyor. Tam bir katil!

Babaanne;

Çamaşır askısına, mandalları koymak için bir kese dikmişsin. Her seferinde onu kucaklamak istiyorum. Senin ellerinin değdiği, belki gençliğinden ,belki yaşlılığından ama sağlıklı günlerinden,kanlı canlı senden kalan bir parça. Şimdi buz gibi, yalın,sade olan, bir kadın sıcaklığı taşımaktan mahrum o ev, o küçücük mandal kesesiyle ısınıveriyor.

Birde salon sehpasında duran dantel örtü. Ne zaman örmüştü acaba diyorum Babaanneciğim. Ne düşünmüştü, sevinmişmiydi, beğenmişmiydi? Bu madde,insan -ölüm ilişkisi insana kafayı yedirir.
Sürekli bunu sorguluyorum. İşte Onun olan herşey burada, ama O yok.

Farklı birşey de söyleyemiyorum.

Özledim diyorum. TARİFSİZCE özledim.
Yüreğim ayrı özledi, Kollarım ayrı..
Senden sonra öğrendim ki insanın her uzvu ayrı özlermiş.
Seni görmeyi,duymayı,koklamayı ve en önemlisi sarılmayı öyle çok özledim ki, anlatılmaz.

Bir sarılsaydık da hafifleseydik.

1 Ocak 2011 Cumartesi

yeni bir yıla girdik kuşum,

sensiz ama...

yıllardan 2011,aylardan ocak ve bugün 1'i...

dün sana anlatacağım bir şey geldi aklıma, hemen gidip anlatayım dedim. Sonra uzun zaman görüşemeyen insanların hissettiği o şeyi hissettim. Anlatacak ne çok şey birikmişti. Birden üzerime acayip bir çaresizlik çöktü. Bu anlatılacaklar daha birikecekti, birikecek! Sonsuza dek! Bunu hiç kabullenemiyorum biliyormusun,
Ölümün imkansızlığını aklım almıyor. Beynim de buna ikna olmuyor.
Sen Amerikadasın mesela, ya da Yeni Zelanda'da... biraz işlerin var, bu mevsimi orada geçirmeyi seversin,Telefonda oralarda çok iyi çekmiyor, bu yüzden konuşamıyoruz. ama geleceksin!

Biz yine karşılıklı oturacağız. Dedemi alışverişe göndereceğiz. Sonra sohbetin içinde kendimizi kaybedeceğiz. Lafı birbirimizin ağzından alacağız. O konudan , o konuya geçeceğiz. Olanlara hayret edeceğiz. İnsanlara şaşıracağız. Sen ''bu insanlara olanlar olmuş'' diyeceksin. Sohbet derinleşecek. Ben hafızamın her köşesini kontrol edeceğim. Sana anlatmadığım bir şey kalmışmı bakacağım. Son kırıntıları da döküleceğim..

Ohhh, karşılıklı güleceğiz...rahatlayacağız. bu dünyada kendimizden bir tane daha olduğunu hatırlayıp gevşeyeceğiz. Oh be ,yanlız değiliz diyeceğiz. Sen' iyiki geldin kız,içim açıldı'' diyeceksin. Bir kere daha güleceğiz. '' Kabak tatlısı yermisin '' diyeceksin sohbetin en can alıcı yerinde, Ben sana kızacağım lafımı kestiğin için, 'Hayır ,yemem'' diye savuşturacağım seni. Sen ısrarına devam edeceksin ve hatta kalkıp buzdolabına yürümeye başlayacaksın. Ben konuşmayı kesmeden arkandan geleceğim. Yürümeye başladığımdan beri olduğu gibi...

İşte böyle böyle şeyler olacak. Kavuşacağız yani. İçten kahkahalarımız odalarda çınlayacak. Yoksa ben yanlız kalmış olamam öyle değilmi. Sonsuza dek sadece gülümsemelere terkedilmiş olamam . En içten güldüğüm insan beni bırakmış olamaz. Birgün bir yerde mutlaka karşılaşacağız.

Yeni Yıllarda, Yeni yollarda...

Özledim Kuşum.

24 Kasım 2010 Çarşamba

BOŞLUK...

ahh babane ,

seni öyle çok özlüyorum ki:(

hala gözyaşlarım senin kucağına dökülüyor.

ben hala seninle dertleşiyorum içimden...

hala sana şikayet ediyorum dünyayı ve yalanları...

ben hala o küçük kız çocuğuyum ve hala senin dizlerinin dibindeyim.

senden sonra da hiç değişmedi dünya.

hala aynı yollarda yürüyor, aynı marketten alışveriş yapıyor, aynı karmaşada yuvarlanıyoruz.

bu koca dünya teker teker birilerini yuvarlıyor da kendine hiçbişey olmuyor.

öyle şaşkınlıkla izliyorum ki bu manzarayı.

Sen çekip gidene kadar bilmezdim bütün bunları.

Biri gittiğinde dünyadan birşey eksilir, artık dünya eskisi gibi olmaz sanırdım.

Evet, içimizde koca bir boşluk oldu, biz bir boşluğa düştük ama dünyanın kılı bile kıpırmadı.

Olan bize oldu yani.

Rüyalarımda hep haykırıyorum, gündüz herkesten sakladığım yokluğunla yüzleşiyorum.

Kimseye söyleyemediklerimi sana itiraf ediyorum.

Ama artık başımı okşayıp, Sen Üzülme diye cevap gelmiyor.

Babane ,

Bize ne oldu,

Ölüm nasıl bir şey,

Sen neredesin ,nereye gittin,

Öylesine keskin bir bıçakla kesiyor ki hayatı,

nerdeyse geçmişin bile izi kalmıyor.

Bir zamanlar beraber yaşadık mı, neredeyse onu bile sorgulamaya başlayacağım.

Bütün bunlar boş kelam,

İşin Özü;

Seni ÇOK ÖZLEDİM ve SEVGİNE acayip MUHTACIM...

27 Eylül 2010 Pazartesi

geçmişin izleri...

27 EYLÜL 2010

Dün gece hastalandığımda , Babanemin bir zamanlar var olduğunu tekrar hatırladım...

20 Mayıs 2010 Perşembe

Yol Arkadaşım

Seninle nerede tanıştığımızı hatırlamıyorum ilk...
İlk nerede karşılaştık...
Hafızamda izi yok başlangıcımızın...

Ama benden habersiz çıkıp gittiğin tarih çok net artık.
16 mayıs 2010 Pazar, 16:00

Ne tuhaf, şimdi geriye dönüp bakınca..
Bilmediğim bi yerden, yine bilmediğim bi yere senin kucağına düştüm.
Tanıştığımız anı hatırlamıyorum dedim!!! Evet, hatırlamıyorum...
Ama ömrüm boyunca hatırladığım sayısız şeyin başkahramanı sensin!
Bir bebeğin ana kucağından, yetişkinliğe giden yolunda , her anında sen varsın. Yanında,önünde,arkasında,sesinde,gülüşünde,bakışında...
Şimdi bu ayrılıktan sonrasında nefesimde...

Sen artık aldığım havasın,içime çektiğim soluk...
Evrensin;gökyüzü,ağaç,su,yağmur...

Üzerime yağıp beni yıkarsın artık bu dünyanın çamurundan,

Her sabah gözlerime çarparsın elime doldurduğum sudan,

Gökyüzünde açan güneş olursun,gezen bulut!

Bazen mor bir menekşeden gülümsersin...

Bazen yeşil-mavi boncuk gözlü bir çocuktan!

Baharda elma ağacında açan çiçekte bulurum seni artık,

Giydiğim yeni giysilerde bayram sabahlarında... Bir köşeden çıkarsın

-Cicilerde ne kadar yakışmış kızıma dersin.

Bazen bir başarının kutlamasında tebrik kartı olursun,gelirsin avucuma,

-Senden de bu beklenirdi dersin.

Vefa olur çıkarsın karşıma,birgün birinin ağzından dökülür kelimeler:

-Emekler boşa gitmemiş der gülümseyen dudaklar, ve Renan seni hatırlar yine...

Çaba olursun zor günlerde,inat olursun,inanç olursun zor zamanlarda

-Benim kızım güçlüdür dersin,ve ben yola devam ederim.

Sıkıştığımda dua olursun,açılır eller gökyüzüne,yakarış olursun,

Arkasından gelen huzur olursun...

Bir öğleden sonra yapılan sıcak çayda duman olursun, ben içime çekerim seni.

Güneşli bir sabah mutluluğu olursun,güne sevinçle başlarım.

Bir tatil sabahı kızarmış ekmek kokusu olursun,keyifle çıtırdatılan...

Açılan bir kapıdan dökülen söz olursun,

-Ne iyi ettinde geldin, Kalp kalbe karşıymış, dersin.

Yıkıldığımda başımı okşayan el olursun.

Temiz çarşaflar olursun zor gecelerde, sarılır yatarız seninle.

Gece gelip üstümü örten şefkatli el olursun.

Hastalandığımda ziyaretçim olursun.

7. kattan sallanan el olursun,

Temiz bir tülbent olursun yaşlı bir teyzenin başında selam verirsin bana.

Ramazanda dumanı üstünde pide,
Öğlende bir ekmeğin ucu olursun, yavan ekmek yer seni anarım yine.

Bazen kocaman bir kahkaha,bazen dopdolu bir gözyaşı arkasından gelen ferahlık olursun.

Nasıl yavaş yavaş gittiysen ,öyle parça parça geri gelen olursun.

Ve bir bakarız ki sen ben olmuşsun!

Yola beraber devam ederiz