24 Kasım 2010 Çarşamba

BOŞLUK...

ahh babane ,

seni öyle çok özlüyorum ki:(

hala gözyaşlarım senin kucağına dökülüyor.

ben hala seninle dertleşiyorum içimden...

hala sana şikayet ediyorum dünyayı ve yalanları...

ben hala o küçük kız çocuğuyum ve hala senin dizlerinin dibindeyim.

senden sonra da hiç değişmedi dünya.

hala aynı yollarda yürüyor, aynı marketten alışveriş yapıyor, aynı karmaşada yuvarlanıyoruz.

bu koca dünya teker teker birilerini yuvarlıyor da kendine hiçbişey olmuyor.

öyle şaşkınlıkla izliyorum ki bu manzarayı.

Sen çekip gidene kadar bilmezdim bütün bunları.

Biri gittiğinde dünyadan birşey eksilir, artık dünya eskisi gibi olmaz sanırdım.

Evet, içimizde koca bir boşluk oldu, biz bir boşluğa düştük ama dünyanın kılı bile kıpırmadı.

Olan bize oldu yani.

Rüyalarımda hep haykırıyorum, gündüz herkesten sakladığım yokluğunla yüzleşiyorum.

Kimseye söyleyemediklerimi sana itiraf ediyorum.

Ama artık başımı okşayıp, Sen Üzülme diye cevap gelmiyor.

Babane ,

Bize ne oldu,

Ölüm nasıl bir şey,

Sen neredesin ,nereye gittin,

Öylesine keskin bir bıçakla kesiyor ki hayatı,

nerdeyse geçmişin bile izi kalmıyor.

Bir zamanlar beraber yaşadık mı, neredeyse onu bile sorgulamaya başlayacağım.

Bütün bunlar boş kelam,

İşin Özü;

Seni ÇOK ÖZLEDİM ve SEVGİNE acayip MUHTACIM...

27 Eylül 2010 Pazartesi

geçmişin izleri...

27 EYLÜL 2010

Dün gece hastalandığımda , Babanemin bir zamanlar var olduğunu tekrar hatırladım...

20 Mayıs 2010 Perşembe

Yol Arkadaşım

Seninle nerede tanıştığımızı hatırlamıyorum ilk...
İlk nerede karşılaştık...
Hafızamda izi yok başlangıcımızın...

Ama benden habersiz çıkıp gittiğin tarih çok net artık.
16 mayıs 2010 Pazar, 16:00

Ne tuhaf, şimdi geriye dönüp bakınca..
Bilmediğim bi yerden, yine bilmediğim bi yere senin kucağına düştüm.
Tanıştığımız anı hatırlamıyorum dedim!!! Evet, hatırlamıyorum...
Ama ömrüm boyunca hatırladığım sayısız şeyin başkahramanı sensin!
Bir bebeğin ana kucağından, yetişkinliğe giden yolunda , her anında sen varsın. Yanında,önünde,arkasında,sesinde,gülüşünde,bakışında...
Şimdi bu ayrılıktan sonrasında nefesimde...

Sen artık aldığım havasın,içime çektiğim soluk...
Evrensin;gökyüzü,ağaç,su,yağmur...

Üzerime yağıp beni yıkarsın artık bu dünyanın çamurundan,

Her sabah gözlerime çarparsın elime doldurduğum sudan,

Gökyüzünde açan güneş olursun,gezen bulut!

Bazen mor bir menekşeden gülümsersin...

Bazen yeşil-mavi boncuk gözlü bir çocuktan!

Baharda elma ağacında açan çiçekte bulurum seni artık,

Giydiğim yeni giysilerde bayram sabahlarında... Bir köşeden çıkarsın

-Cicilerde ne kadar yakışmış kızıma dersin.

Bazen bir başarının kutlamasında tebrik kartı olursun,gelirsin avucuma,

-Senden de bu beklenirdi dersin.

Vefa olur çıkarsın karşıma,birgün birinin ağzından dökülür kelimeler:

-Emekler boşa gitmemiş der gülümseyen dudaklar, ve Renan seni hatırlar yine...

Çaba olursun zor günlerde,inat olursun,inanç olursun zor zamanlarda

-Benim kızım güçlüdür dersin,ve ben yola devam ederim.

Sıkıştığımda dua olursun,açılır eller gökyüzüne,yakarış olursun,

Arkasından gelen huzur olursun...

Bir öğleden sonra yapılan sıcak çayda duman olursun, ben içime çekerim seni.

Güneşli bir sabah mutluluğu olursun,güne sevinçle başlarım.

Bir tatil sabahı kızarmış ekmek kokusu olursun,keyifle çıtırdatılan...

Açılan bir kapıdan dökülen söz olursun,

-Ne iyi ettinde geldin, Kalp kalbe karşıymış, dersin.

Yıkıldığımda başımı okşayan el olursun.

Temiz çarşaflar olursun zor gecelerde, sarılır yatarız seninle.

Gece gelip üstümü örten şefkatli el olursun.

Hastalandığımda ziyaretçim olursun.

7. kattan sallanan el olursun,

Temiz bir tülbent olursun yaşlı bir teyzenin başında selam verirsin bana.

Ramazanda dumanı üstünde pide,
Öğlende bir ekmeğin ucu olursun, yavan ekmek yer seni anarım yine.

Bazen kocaman bir kahkaha,bazen dopdolu bir gözyaşı arkasından gelen ferahlık olursun.

Nasıl yavaş yavaş gittiysen ,öyle parça parça geri gelen olursun.

Ve bir bakarız ki sen ben olmuşsun!

Yola beraber devam ederiz